Bir forumda ”Bilgisayar Mühendisi Bir Otomata mıdır?” başlıklı bir konuda Bilgisayar Mühendisleri ve adayları tarafından sürdürülmüş bir tartışmayı okurken kendimde ve çevremde gözlemlediklerime dayanarak durumumu sorgulamaya başladım. Düşündüklerimi paylaşmak istiyorum çünkü biz bilgisayar mühendislerini ilgilendiren çok önemli bir konu bu aslında.
Öncelikle ben 2000 yılının ortalarında arkadaş çevremden kopmaya başladım ve 2005 yılında asosyalliğin zirvesindeydim. Tabi ki bu durumumun 2000 yılında ilk bilgisayarımı almam ve 2005′te girdiğim öss’den başka açıklaması yok! İzlediğim yolun beni nereye götürdüğünü anlatmaya çalışıyorum. Tabi üniversiteye geldiğim zaman kendi durumumun farkında olduğum için, en azından teknik derslerin minimum sayıda olduğu ilk yılımda birçok insan ile tanıştım ve elimden geldiğince zaman geçirdim.
Ben ve benim gibi insanlarda bu şekilde dillendirilmeyen ama apaçık bir şekilde bağımlılık haline gelen alışkanlıklar var bence. Örneğin “bir mailime bakıp geliyorum” diyerek bilgisayar başında 4 saat geçirip bundan rahatsız olmayan insanın kendini bir sorgulaması gerekir bence.
Tabi aynı zamanda neye ne kadar zaman ayırmamız gerektiğini hesaplayamamaktan da kaynaklanıyor olabilir bu durum. Gününün çok büyük bölümünü bilgisayar başında online oyun oynayarak geçiren arkadaşlarım var.
Mezun olduktan sonra bu durum ne hal alacak, onu da düşünmüyor değilim. Öğrenciyken en azından ders dışında kalan zamanlarda arkadaşlarla zaman geçirebiliyor veya yaz tatilinde atlayıp memlekete gidebiliyoruz. Peki çalışmaya başlayınca nasıl olacak.. Yılda 2 haftalık bir izin ve onun dışında bütün bir yılı (tamam, 2 hafta eksiğini) rutin olarak bir yere gidip gelerek geçireceğiz. Aynı insanları göreceğiz, ertesi gün erken uyanıp işe gideceğimiz için arkadaşlarımızla hafta içlerinde görüşmekten çekineceğiz (ben öyle yapacağımı sanmıyorum ama bu da bir ihtimal tabi).
Biz hayatımızı istemeden sınırlıyoruz aslında. Şu an kendimi düşünüyorum. Okulu tamamen boşlayarak haftanın 6 günü sabah 6 da kalkıyorum ve 8′de işyerinde bilgisayar başında oluyorum. 13 veya 14′e kadar çalıştıktan sonra açlığımızı hissedip iş arkadaşlarımla yemek istiyoruz büroya ve bir gözümüz bilgisayar ekranında arada iki satır bir şey yazarak yemeği apar topar bitiriyoruz (sadece ben yavaş yediğimden yemek sürem biraz uzuyor
). Yemekten sonra 18′e kadar bilgisayar başında bir şeyler yaptıktan sonra yurda veya eve gidiyorum. Yurda geldiysem sabah 2 veya 3 e kadar yine bilgisayar ile uğraşıp 2-3 saat uyuyorum.. Eve gidersem bir ihtimal evdekilerle muhabbet ediyorum ya da film izliyoruz bilgisayar ekranından…
Şimdi ben kendime kaç saat ayırmış oluyorum? Yemek sürelerini saymazsak 1 saati geçmez. Ama bu durumu, düşünmediğim sürece göremiyorum, yani bu durum bana kötü gelmiyor demek ki. Haziran ayında 4 arkadaşım beni arayıp “Beni hiç sormuyorsun” konulu sitemlerde bulununca kendimi sorgulamaya başladım. Neden vaktimin tamamını bilgisayara ayırıyorum diye. (‘Tamamı’ kelimesi abartı değildi. Sabahlayarak 38 saat bilgisayar başında durduğum zamanı biliyorum – yemekler de bilgisayar başında)
Online oynanan oyunlar (Knight Online, WoW, SecondLife gibi..) bize bir sosyal ortam ilüzyonu oluşturuyor ve kendimizi süper sanmaya başlıyoruz ama önümüzde klavye olmayınca ve monitör yerine bir insanın yüzüne baktığımızda iki kelimeyi yan yana getiremiyoruz.
Bilgisayar Mühendisi olsun veya olmasın Bilgisayar ile para kazanmak için değil de zevk aldığı için uğraşan (zevk aldığımız bir şeyden de para kazanabiliriz, sanırım söylemek istediğim şey açık) bir kişi bilgisayara saatlerini, günlerini gözünü kırpmadan verebilir bence. Bu durum bu kişinin açısından iyidir çünkü bu süre zarfında inanılmaz bir bilgi artışı sağlar kendisinde fakat kişinin sosyal hayatını düşündüğümüzde içler acısı bir durumdur.
Bilgisayara benzemek yerine bilgisayarı amaçlarımız doğrultusunda kullanabilmek dileğiyle.
İyi çalışmalar
İlgili yazılar: