Henüz adam akıllı bir adım atamadığım için hala emeklediğimi düşünüyorum. Şu an çalıştığım iş yerine girdiğimden beri, elimden geldiğince sorumluluk almaya ve işlerimin gereklerini profesyonel biçimde yerine getirmeye çalışıyorum. Bugün ilk kez daha önce karşılaşmadığım bir şey geldi başıma.
Şirkete girmeden önce bir kez yüz yüze ve bir kez telefon ile görüşme yapmıştım. Telefon görüşmesinde dinlediğim şeylerin yaklaşık %20′sinin benim anladığım şekliyle gerçekleştiğini söyleyebiliyorum. yüz yüze görüşürken dinlediğim ve kağıt üzerinden okuduğum bilgilerde hiçbir tutarsızlık yok. O konuda son derece büyük bir ciddiyet var fakat burada çalışmaya başladığımdan beri söylenen şeylerin pek de önemli olmadığını farkettim. Esas önemli olanlar kağıt üzerindekiler veya en azından dijital ortamda yazılı olanlarmış.
Bu noktada iş hukuku ile ilgili sıfıra yakın bilgi sahibi olmakla ve telefon görüşmesini fazla ciddiye almakla hata yapan kişi tabi ki benim. Emekleme adımlarımı okul bitmeden atmaya başladığım için gerçekten seviniyorum. Eğer elimde diplomam varken böyle şeyler yaşasaydım durumum çok farklı olabilirdi.
Şimdi… Bu yazıdan ufak bir şeyler çıkarmaya çalışırsak… Bakalım yazar ne demeye çalışmış da ne anlatmış:
- Şirketlerde ciddi işler kağıt üzerinde yürür.
- Telefonda konuşulan şeyler telefonda kalır, yiğit ölür şanı kalır… (hatta kalmayabilir de)
- Çok deli kod yazıp çılgınlar gibi proje yönetebilmeliyim diye kendimizi teknik yönde geliştirdiğimiz zamanın bir kısmını bizi ilgilendiren yasaları incelemeye ayırmalıyız.
- Henüz öğrenciyken (küçük – büyük – teknik – meknik farketmez…) bir yerlerde çalışıp okul sonrası (ölüm sonrası gibi oldu) hayatı yakından görmeliyiz.
- Bilgisayarla bu kadar uğraşmayıp biraz kitap okuyarak iki cümleyi yan yana getirmeyi unutmamalıyız (ya da hiç bilmiyorsak bir an önce öğrenmeye başlamalıyız)
Sağlıcakla kalın efenim
İlgili yazılar:
Kitap okumaya gerek yok çaki. Bu da ikinci cümle (;